8 Nisan 2022

Tanışmadıklarımın Fotoğrafı
Şebnem Uralcan

TanidikYabancilarAcaba 10.jpeg

İkisi de dalmış, tarih olmuş bu on iki kişiye bakıyorlardı.  İkisi de onları görmemiş ama onların öyküleriyle büyümüşlerdi. Biri’nin dedesi, seksen yıl önce Öteki’nin atalarının aile fotoğrafını çekmişti. Birbirlerinden kopabileceklerini düşünerek, kamplara sürgüne gönderilmeden, fotoğrafçı dostlarından destek istemişlerdi. En yeni, en sevdikleri giysilerini giymiş, bir daha barınıp  barınamayacaklarını bilmedikleri, içinde büyüdükleri yüz yıllık aile evinin önünde, direklerine dayanarak, sarınarak, onları darmadağın edecek kasırganın korkusu, telaşı, hüznü içinde gülümsemeye çalışarak poz vermişlerdi. Sophie’yi gelin görüp göremeyeceklerini bilmiyorlardı, başına taç taktılar, o son ümitleriydi, gelecekleriydi.

Fotoğraflar onlara ulaştırılamadan götürüldüler. Kahırlı bir telaş içinde dostlarına, uzun zaman gelemezlerse onları şöminenin tuğla duvarındaki gizli oyuğa koyabileceğini söylediler. Dostları, onlar dönene dek fotoğrafları saklayacağına söz verdi. “Hangimiz dönecek kim bilir?” demişti anneleri, dönemeyeceklerini bilerek.

Ev önce karargâh oldu. Onlarca yıl sonra zulmü anlatan müze haline getirildi. Gidenlerden gelen yoktu. Fotoğrafçı çocuklarına fotoğrafları emanet bıraktı, onları tanıttı defalarca... Çocukları da çocuklarına...

Hepsi göç ettiler, adres değiştirdiler. Bir gün, elinde şöminenin yanındaki oyukta bulduğu mektupla gelen Öteki, mektupta yazılı adreslerden birinde Biri’yi buldu. İkisi de seksen iki yıl öncesindeydi. Ruhları çekilmiş, yerine atalarınınki gelmişti. Öteki, “Şu en uzun boylu, ortadaki, anneannem olmalı; beni boyumdan tanırsınız, demiş anneme, bir tek o sağ kalmış,” dedi hüzünle. Biri, parmağıyla göstererek, oradakileri tanıttı. “Kapıya yapışan gölge adam büyük büyük deden, evinden çıkmamakta direnmiş, tartaklanırken Sophie ona koşmuş, ikisi de vurulmuş; öndeki yaka iğneli hanım büyük büyük annenmiş. Büyük büyük teyzelerinse...”  

TY background.jpg

Tanıdık Yabancılar

Acaba

 

Bulunmuş fotoğraflar, kendi dünyalarını yaratır. 

Kimsesiz bir fotoğrafı elinize aldığınız anda hayal başlar, merak katlanır.

 

Acaba

Burası neresi?

Mutlular mıydı?

Bu fotoğraf çekildikten sonra onlara ne oldu?

Acaba

Bu fotoğraflar uzun yıllara yayılan bir tutkuyla, dünyanın dört bir yanından toplandılar.

Tek ortak yönleri sahipsiz olmaları.

Bu çok ‘normal’ fotoğraflarda, kim olduklarını bilmediğimiz insanların yedikleri, içtikleri, gezdikleri, arkadaşları, düğünleri, kısacası anıları ve hiçbir zaman bilemeyeceğimiz hikayeleri var.

 

Şimdi bu kayıp fotoğraflara hayat, sözcüklere suret verme zamanı.

Fotoğrafların “acaba”larına hayali bir cevap, bir hikaye arıyoruz. 

Geçmiş hayatlara sahipsiz fotoğraflara yeni hikayeler.

 

Acaba projesinde bu fotoğraflardan ilham alacağını bildiğimiz yazarları kısa hikayeleriyle Tanıdık Yabancılar’a ses olmaya davet ettik. Fotoğrafların yarattığı “acaba” sorularına onlar cevap versin istedik.

Tanıdık Yabancılar’ı bu kez yazarların gözünden görecek, dilinden okuyacaksınız.

 

Talin Azar & Aylin Sayek Beyazıt