14 Nisan 2022

Başardım
Özge Akdeniz

Dur, gözlüğümü takayım. Nereden buldun bunu? Hey gidi günler. Unutmam mümkün mü? Çırçır fabrikasının bahçesi. İşçilere bayram yemeği vermiştim. Demek ağbim saklamış. Ben yırtıp atmıştır diye düşünüyordum. Dedenin ölümünden sonra babanla yollarımız ayrıldı. Sen de biliyorsundur zaten. Annen olmasa belki seninle bile görüştürmezdi beni. O zamanlar hayat bu fotoğraf kadar siyah beyaz. Şimdiki gibi olasılıklar sonsuz değil. Önümüzde sadece iki seçenek vardı. Gitmek veya kalmak. Gitmediğim için baban beni, gittiği için ben babanı suçladım. Bana, “Korkak,” dedi. Bence gitmek korkaklıktı. Asıl zor olan kalmaktı, kalıp mücadele etmek. Ben de her şeyi satıp savsaydım, ata toprağı diye nereye dönecektin? Toprak satılmaz. Toprak gelecektir, çocuklarının, torunlarının, onların çocuklarının rızkıdır. Niye mi çocuk yapmadım. Sadece bir kadından çocuk sahibi olmak istedim, o da bana yâr olmadı. Ailesiyle beraber burayı terk etti. Savaş zamanıydı. Açlık, işsizlik herkesin belini bükmüştü. Oturduğun sandalyeye baksana. Şimdi de fotoğrafa bak. Evet, aynı sandalye. Gittiklerini duyunca evlerine koştum. Her yer bomboş. Yatak odasında bu duruyor. O günden beri yanımda.

 

Hayat işte, geldi geçti. Demek buraya yerleşeceksin? Baban da görseydi keşke. Ne yapacaksın peki? Fabrikayı üniversiteye bağışladım ama toprakları istediğin gibi ek, biç. Herkes sera yapıyor ama pamuk beni hiç yanıltmadı. Bakma şimdi para etmiyor.

 

Ver bakayım. Arkasına ne yazmışım?

18 Mayıs 1950. “Başardım.”

TanidikYabancilarAcaba 19.jpeg
TY background.jpg

Tanıdık Yabancılar

Acaba

 

Bulunmuş fotoğraflar, kendi dünyalarını yaratır. 

Kimsesiz bir fotoğrafı elinize aldığınız anda hayal başlar, merak katlanır.

 

Acaba

Burası neresi?

Mutlular mıydı?

Bu fotoğraf çekildikten sonra onlara ne oldu?

Acaba

Bu fotoğraflar uzun yıllara yayılan bir tutkuyla, dünyanın dört bir yanından toplandılar.

Tek ortak yönleri sahipsiz olmaları.

Bu çok ‘normal’ fotoğraflarda, kim olduklarını bilmediğimiz insanların yedikleri, içtikleri, gezdikleri, arkadaşları, düğünleri, kısacası anıları ve hiçbir zaman bilemeyeceğimiz hikayeleri var.

 

Şimdi bu kayıp fotoğraflara hayat, sözcüklere suret verme zamanı.

Fotoğrafların “acaba”larına hayali bir cevap, bir hikaye arıyoruz. 

Geçmiş hayatlara sahipsiz fotoğraflara yeni hikayeler.

 

Acaba projesinde bu fotoğraflardan ilham alacağını bildiğimiz yazarları kısa hikayeleriyle Tanıdık Yabancılar’a ses olmaya davet ettik. Fotoğrafların yarattığı “acaba” sorularına onlar cevap versin istedik.

 

Tanıdık Yabancılar’ı bu kez yazarların gözünden görecek, dilinden okuyacaksınız.

 

Talin Azar & Aylin Sayek Beyazıt