Suçüstü 

Talin Azar

Kocaman kızlarsınız, bağla bahçeyle ilgileneceğinize, sulama havuzunda laubalilik, kan ter içindeki ırgata nispet, hem de bikinilerle, nerede kaldı ar namus, insan utanır seksen yaşında dedemiz uğraşacağına biz koşturalım malın mülkün peşinde der, yok, anca abesle iştigal, enstitüyü kazanmışlar, idare okuyacaklarmış, Boğaz manzaralı daire tutar mıymışız, nereden bu değirmenin suyu, idareymiş, önce servetinizi idare edin hele, tabii servetten sayarsanız toprağı, bitmiyordu azarlayışı, neşemizden eser kalmamıştı, bastonu havada, çıkın hadi, kime diyorum, başçavuşun eşeği miyim ben, beyazlamış bıyığının ardından tükürüklerini saça saça bağırırken mora çalmıştı da rengi, boynundaki mendiliyle solmuş İngiliz keteninden kasketini çıkartmış, beti benzi senelerdir emek verdiği tarlalarda güneşin alnında yanan samanların sarısından beter atmış, ah göğsüm, iki seksen devrilmişti koca Hösük, toz kalkmıştı, çok ağırmış dedemiz, dikilmiştik buz gibi suyun içinde, daha da soğumuştu su, içinde uzun kaldığımızdan mı, müstehcen sırlarımızdan mı, sohbetimiz koyulaşırken çınar yapraklarının ele benzeyen gölgelerinin yavaştan birleşip ışığa geçit vermeksizin suyun üzerini kaplamasından mı, ıslak tenimize vuran yelden mi, korkudan mı bilmem, yoksa tövbe tövbe zevkten mi, titriyorduk, yıllar yılı tefekkür, neyse ki dedemiz kaslı amele hayallerimizi ve kahkahalarımızı, yoksa oynaşmış mıydık biraz da, tövbe, duymamış görmemişti de sıcaktan susuz kalmış vücudu bir süre sonra kendine gelmişti öyle olmasa şimdi biz iki katil ne yapardık bilmem.

TanidikYabancilar O Yaz42.jpeg