Yokuş

Sedef Betil

Yavaşlasana Halil, şu bembeyaz evlere, yaseminlere, güllere bakmak istiyorum; ada muhteşemmiş. Bak burada da biri balık kızartıyor. Oturanlar zengin midir? Sizin ev nerede? Yukarıda, bisikletle gideceğiz. Köşede, Yaşar’da iki tane ayırttım. Nasıl yani bisikletle, topuklular falanla mı? Binerim, dedin. Söyleseydin ona göre giyinirdim. Çok şıksın bluzun, kabarık eteğinle. Bugün için diktim. Gel şöyle yanıma, gece iyiydik, değil mi? Yapma Halil, şimdi biri görecek.

 

Rahat mısın, sele falan? Çok dengesiz, ya düşersem! Birazdan alışırsın. Önüne bakma, ileriye bak. Durmana gerek yok, korkma, yanından geçip giderler. Bak nasıl hızlandın. Sen hep böyle gül, kırmızı kırmızı. Çok rüzgâr var, saçlarım dağılıyor. Eteğin de oynak, uçuşup duruyor. Halil!

 

Ne o yavaşladın, yoruldun mu? Evler bitti! Pedala aban. Bu bisiklet mi bizi taşıyor, yoksa biz mi onu? Sen kesin yoruldun. Ben senin gibi adada bisiklette büyümedim. Küsme canım. Bu rampada ağırlığını iyice öne ver, kuvvetlice bas. Bas. Bassana Ayten. Dur ben sana yardım edeyim. İstemiyorum, kalkarım ben. Tutma beni, ter içindeyim. Eteğim de yırtıldı. Yürüyeceğim ben. Hiç konuşmuyorsun. Sıcak Halil, çok sıcak. Gelme üstüme!

 

Tırman, tırman ev mev yok! Bak şu kahverengi. Bu mu? Bu mu sizinki? Yemek hazırdır; barbunya, cacık, peynirli börek. Aç değilim. Annem harika yapar. Üstüm başım perişan zaten… Ya sevmezse annen beni?

TanidikYabancilar O Yaz46.jpg