Bir Ada Günü

Müjde Alganer

Adaya gittiğimiz o gün Haluk, senin gelemeyeceğini duyunca aniden fikrini değiştirdi ve bize katıldı. Böylesine eğlendiğim başka bir ada gezisi daha hatırlamıyorum. Birbirimize takılıp gülme krizlerine girdik, espriler havada uçuştu. Yanımızda olsaydın asık suratlı varlığının kolayca sansürleyebileceği neşemiz, gün boyu devam etti. Şahaneydi. 

 

Haluk’u gayri ciddi bulduğunu bana defalarca ihsas etmiş, hatta onu yerden yere vuran tenkitlerde de bulunmuştun. Topluca vakit geçirdiğimiz farklı zamanlarda bana gösterdiğin feveranın arkasındakini kısmen sezsem de bizimle olmadığın o gün içim, tamamen aydınlandı.

 

O mutlu gün, biz beş kadın ve bir adam, adanın kayalık koyunun sahilinde uzun uzun güneşlendik. Yedik, içtik, güldük, yüzdük. Haluk, anlattıklarıyla, canlandırdıklarıyla duygudan duyguya koşturdu hepimizi. Mutluluk ve muhabbet, Haluk sayesinde herkesi sarıp sarmaladı. En çok da beni!

 

Bir ara kızlar uzaklaştı. Sözleşmişlerdi belki de… Haluk bana uzun uzun baktı ve “Gözlerim kamaşıyor,” dedi, sonra üstündeki atleti çıkarttı, kafasına sardı. Yanına şapka almadığı için güneşten rahatsız olduğunu düşündüm.

Akşam oluyordu, dönmeden hatıra fotoğrafı için toplandık. Haluk’un kulağına doğru eğildim ve “Bari fotoğraf çekilirken şu atleti kafandan çıkar,” dedim. 

Güldü. “Ayla hala anlayamadın mı?” dedi ve devam etti, “ben onunla yaşamak istiyorum.”

 

Niyetim sensiz eğlendiğimiz günü yâd ederek seni kıskandırmak değil. Tam da nişandan önce seni niye terk ettiğim sorusunu layıkıyla yanıtlamak. 

TanidikYabancilar O Yaz19.jpeg