Bozuk Plak

Merve Kubanç

Karmaşık bir ilişki bizimkisi, iç içe geçmiş, uçsuz bucaksız. Sevgimizin de öfkemizin de hiç azalmadığı, yetmiş yıldır” benim ben,” diye yırtınıp sonunda ‘o’ olduğum. Yıllar sonra kabullendim bunu. Bütün yollar ona çıkıyor; eski sevgililerim, terapistlerim, sahiplendiğim kediler, birkaç gündür kapımda yatıp kalkan köpek her şeyi ona bağlıyor. İç sesim bile benim değil, o konuşuyor. Susturmaya çalışsam da bozuk plak gibi döne döne batıyor, acıtıyor. Sevilmek istediğim, onaylanmak istediğim, başımı dizine koyup elini saçımda istediğim o. Bir türlü bulamadığım…

“O fotoğraf siyah beyaz mı?” diye soruyor oturduğu yerden.

Bir anlamı var mı bunun?

“Evet, siyah beyaz. Al bak arkasında Ağva bin dokuz yüz altmış beş yazıyor. Sen, ben, anneannem.”

Uzanıp fotoğrafı alıyor. Önümdeki kutunun içinden yenilerini çıkarıyorum. Onun aklı hala elindeki fotoğrafta.

“Anneme bak kıyafetlerle denize inmiş.”

“Kadını Ankara’dan gelir gelmez zorla indirmiştik deniz kenarına hatırlamıyor musun?”

“Ben bu halimle bile ondan daha iyiyim valla,” deyip kırışıklıklarının içine sızmış kırmızı rujlu dudaklarını büzüyor.

“Sen hepimizden iyisin anne!”

Tepkisini bekliyorum, vermiyor. Yüzünde belli belirsiz bir gülümsemeyle fotoğrafa bakmaya devam ediyor. Bense kucağımdaki onlarcasını incelemeye. Çocukluğum, gençliğim…

“Bu fotoğraf siyah beyaz değil rengarenk,” diyor birden, “içinde sen varsın.”

Elimdekileri kenara koyup usulca yanına ilişiyorum. Ağrıyan belime inat dizlerine yatıyorum. Başımı okşuyor, gözlerimi kapıyorum. Bozuk plak susuyor.

TanidikYabancilar O Yaz2.jpeg