Madam Misi; Zaman’ın Bir Yenilgisi

İsmet Doğan

İsmet Doğan.png

Madam Misi her Cuma posta kutusundan üç fotoğraf buluyordu. Birincisi geniş bir aile kutlamasıydı; Üst kattaki yatak odasında fotoğrafa baktığında, tüm ailesi büyük salonun önünde ki verandada uzun bir masanın etrafında eş dost ve akrabalarıyla mutlu görünüyorlardı. 25. Evlilik yıldönümüydü. Arkasında “Acılar şifrelerdir” yazıyordu. Kilo almış olmasına rağmen kadeh tutuşu zarifliğini, bizi kutsayan bakışı vakarlı duruşunu gösteriyordu. Bir zamanlar olduğu şey değildi.

Misi genç ve güzeldi, adanın en zengin ailesinin en küçüğü Rafi’yle evlenmişti. Ada vapurunda karşılaşırlardı ve bir gün ufka daldığında İtalyan güzel şapkası aniden kuzeyden gelen poyraz ile güvertenin üstünde uçarak kaybolmuştu, ne Rum ne de Türk gibi olan kısa boylu adam şapkayı bulup getirmişti. O gün ki gibi ona kibar, nazik, davranırdı. Onun sahibiydi. Artık madam Misi’ydi.

Eşinin işi ve birlik ve beraberlik içinde ailesi en büyük varlığıydı. Fotoğraftaki gibi. Öyle görünüyordu. Çalışkan, disiplinli eşine ve çocuklarına bağlıydı. Fazla akıllıydı bu yüzden nefret edecekti akıldan. Misi gönlüne göre davranıyordu. Bedeni gibi kırılgandı, hassastı. Adalıydı, hüzünlüydü.

İkinci fotoğrafın arkasında bir not vardı; “Dayanamıyorum artık, bıktım, eşimi öldürmek istiyorum, iğreniyorum ondan”. Soluğu kesildi. Fotoğrafın solgunluğu ona geçmişti, her bakışında görüntü yanıltıyordu onu. Kocasını getirdi aklına. O yaradan başka bir şey değildi, onun ihtiyacı olmayan her şeyiydi.

Sırlarını paylaştığı arkadaşı Maria’yı görmeye gitti. Maria likör ikram ederek, sordu “Ne oldu kuzum sararıp solmuşsun?” Kahve falına benzeyen fotoğrafı ve notu gösterdi. Sakin bir yüz ifadesiyle baktı, “Şaka olmalı bu” dedi. Soğuktu. “Aslında ben de d-a-y-a-n-a-m-ı…” diye mırıldandı.

Ona daha fazla dayanamadı, evine döndü. Büyük salon sessizdi, kan izlerini takip ederek yatak odasına gittiğinde kocası yatağında kanlar içinde uyuyordu. Elinde bir not vardı. “Dayanamıyorum artık, bıktım, iğreniyorum ondan, eşimi öldürmek istiyorum”.

Üçüncü fotoğraf nasıl olduysa elime geçti, beyazdı, sidikliydi.