Keşke

Gülay Afşar

TanidikYabancilar O Yaz4.jpeg

Son fotoğraf... Birlikte son tatilimiz, daha doğrusu son buluşmamız. Nasıl da emindik, bir ömür boyu hiç ayrılmayacaktık. Otuz yıllık dostluk, arkadaşlık. Başka bir şeye benzer mi diye her fırsatta hem birbirimize hem kendimize söylerdik. 

 

Kadere bakın ki, benimle başladı, benimle bitti. Önce iki kişiydik, sonra çoğaldık. İkiyken dört, dörtken altı yakın arkadaş olduk. Başlangıçta birbirimize benziyorduk. Zaman içinde her birimiz değiştik. Aslına bakarsanız, farklılaşsak da, değişik sulara yelken açsak da uzun zaman bir arada durmayı becerdik. Çok güldük, çok eğlendik, ağladığımız, derdimizi ortaya döktüğümüz, sırrımızı açık ettiğimiz de oldu ama kol kırılır yen içinde kalır diyebildik.  

 

Peki, ne oldu? Niye o akşam canımı acıtmak istediniz, kapanmaya yüz tutmuş yarayı kanattınız? Halbuki, mevzunun üzerinden epey zaman geçmiş, ben aldatılan olmayı kabul etmiştim. Ne de olsa, dost meclisindeyiz, başımızı eğmeden çift kalmayı beceririz, hangimiz hata yapmadık ki diyerek, bir daha konuşmamak üzere kapatmıştım o defteri. İncinen gururumu, sizinle, beni sarıp sarmalayan dostlarımla tamir ederim diye inanmıştım.

 

Bu son fotoğrafta, birkaç saat sonra kopacak fırtınadan habersiz, gülümseyen mutlu yüzlerimize bakınca şimdi bir kez daha soruyorum. Ne düşündünüz, onca zaman sonra yüzüme vurduğunuzda, susup oturacağımı mı zannettiniz? 

 

O akşam masayı devirip kalkmasam, alttan almaya kalksam bugün yine aynı şekilde aynı fotoğraf karesinde olur muyduk? Olamazdık, olamazdım. O yüzdendir ki, kapıyı çarpıp çıkan ben oldum. Yine olsa yine yaparım. Ama… Keşke biriniz ardımdan gelseydi. Sen olmazsan, biz de olmayız deseydi. Keşke…