Zamansız

Ebru Coşkuner

TanidikYabancilar O Yaz28.jpeg

Huzurevine bir albümden fazlasını götüremem. Sevdiklerimden geriye kalan geçmişimi ayıklamak ağır geliyor. Albümün ilk sayfası kocamın ve kızlarımın. İkinci sayfasına hangi fotoğrafı koyacağımı biliyorum.

 

Dalgaların köpükleri geleceğimizi fısıldıyor. Martılarla yarışıyor, sonsuz maviyi yırtıyor. Kalbinin sesini dinle Süheyla.

 

Babamın gömleğini özenle ütüledim. Evden çıkarken elini öptüm. Dumanlı gözlerini yüzümde gezdirdi. Başını salladı. Sokağın köşesinde kaybolduğunda göğsümde hapsolan nefesimi serbest bıraktım. Annem arkamdan belime sarıldı.

 

“Yok yapamam anne. Sen bu taştan kalbe derdimi nasıl anlatacaksın.”

 

Dalgalı saçlarını savurdu. Soluk bakışları ikimizi de sessizliğe boğdu. Karyolamın altındaki tahta valizi ağır ağır çektim. Birkaç aşk kitabı daha koydum. Annem yatak odasındaki boy aynasının yanında, ağlamaklı. Yüzünde yılların yoksunluğu. Elinde sararmış bir gelinlik. İçine sığamadım. Cama atılan taşlar. Ayrılığın kalbimi böldüğü o an.

 

“Seviyorsan ardına bakma kızım. Benden daha cesursun. Acısıyla, tatlısıyla birbirinize kenetlenin.”

 

Alnımda hala dudaklarının nemli izleri. Yatağın ucuna ilişti, ellerimi tuttu, yanına oturdum. Tahta oymalı altın kutusu yorganın üzerinde. Dikkatle açtı. Derinlerden bir kese çıkardı. Usulca boynumu uzattım.

 

“Beyaz gelinliğin yoksa incilerin olsun.”