Bugün Deniz

Cem Kafadar

TanidikYabancilar O Yaz40.jpeg

Yarın sünnet olacağım. Öncesinde el öpmek için teyzemlere geldik. Otobüste biletçiye parayı ben verdim. Annem, "büyüdün artık, sünnet olunca erkek olacaksın" diyor.

"Ben erkek değil miyim," diye çıkışıyorum.

Cevap veremiyor. Onun böyle çaresiz kalıp konuşamadığı anları seviyorum.

 

Eve doluşan, "oldu da bitti maşallah" diye şakalar yapıp yanaklarıma tükürüklü öpücükler bırakan amcalardan, teyzelerden sıkılıyorum. Yarın akşam hep birlikte pilavımı yiyeceklermiş. Kıyafetlerimi, şapkamı çıkarıp, kısa pantolonumu giyip sahile iniyorum. Anneme bakılırsa canım acımayacakmış, sinek ısırığı gibiymiş. Sanki biliyormuş gibi. Ama ben biliyorum, canımın asıl acımayacak dediklerinde acıdığını.

 

Denizde taş sektiriyorum. Az önce hem de kalın bir taşı tam yedi kere zıplattım. Yumuşak bir el arkadan gözlerimi kapatıyor. Yüzüme değen saçlarından tanıyorum. Annem. Benim ona düşünceli buruk bir gülümsemeyle baktığımı görünce bu sefer "berberde saç kestirir gibi, çok kolay" diyor. Sünnetçiye de "kısaltıp, düzeltin mi diyeceksin," diye soruyorum. Annemin yüzünde bir şeyler söylemekle söylememek arasında gidip gelen kararsız masumiyet. O bana hep böyle tatlı bir şaşkınlıkla baksın istiyorum.

 

Gün almak için gittiğimizde sünnetçi anneme “Bugün sünnet yarın deniz,” demişti.

"Hayır, hayır, hayır!" diyorum.

“Bugün deniz.”