5 Nisan 2022

İkindi
Hasan Hayyam

Cihan harbe koşuyordu… bense sana. Bir ömür geçti o yaz ikindisinin üzerinden. Vaktimiz nihayete erdi… Dünya hala aynı, lakin, o ikindinin cihanı bende baki...

Şimdi bir başka ikindi. Tıpkı o ikindi gibi. Ağaçlar neşeli. Güneş samimi. Hafif bir rüzgar, yaprakların yeşili parlak. Sadece fotoğraflar farklı. O ikindininki cebimde. Hep taşıdığım yerde. Bu ikindininki karşımda. Sevimsiz bir yeşilin yanında.

Öylece duruyorum avluda. En yaşlısıyım toplananların. Hatta yaşlıyım avlunun kendisinden dahi… Nalan’ın beni fark edecek hali kalmamış. Torunlarından biri geliyor yanıma. Şu asi olanı. Çiğdem. Saçlarını bir şalla değil, kapüşonuyla örtmüş. Kâkülleri gözlerine düşmüş. Kuzguni bir perdenin ardında parlayan iki gök mavisi… Her şeyi senin gibi. Saçı, gözü, çehresi… Bir de… İsmi… Ama en çok da asiliği.

“Arkadaşı mıydınız?” diye soruyor.

“Yok.” diyorum, sanki ayıpmış gibi. “Rahmetli dedeniz İsmet…” diye yarım yamalak açıklıyorum.

Yalan da sayılmaz hani. Arkadaşımdı İsmet, can kardeşimdi. Lakin işte o ikindi vakti… Şu… Cebimdeki. Kalbimin hemen üstündeki. Benim çektiğim. Hasıl olunca bu ben kuluna, içine düştüğü ateş, ne İsmet kaldı ne de kardeşliği…

Koluma giriyor usulca. Yanına götürüyor beni. Nalan, boş gözlerle bakıyor. Cevap veriyorum anlayışla. Senden kalan boşluktaki acıyla.

Birazdan kılınacak namazın. Götürecekler seni. İsmet’inin yanına. Ben de koşmaya devam edeceğim sana… lakin… beni nereye gömerler ki? Senden başka kimsem olmadı ki.

Mühim de değil gerçi. Ama ya fotoğrafın? O ikindi vakti… Ne olacak onun hali?

TanidikYabancilarAcaba 27.jpeg
TY background.jpg

Tanıdık Yabancılar

Acaba

 

Bulunmuş fotoğraflar, kendi dünyalarını yaratır. 

Kimsesiz bir fotoğrafı elinize aldığınız anda hayal başlar, merak katlanır.

 

Acaba

Burası neresi?

Mutlular mıydı?

Bu fotoğraf çekildikten sonra onlara ne oldu?

Acaba

Bu fotoğraflar uzun yıllara yayılan bir tutkuyla, dünyanın dört bir yanından toplandılar.

Tek ortak yönleri sahipsiz olmaları.

Bu çok ‘normal’ fotoğraflarda, kim olduklarını bilmediğimiz insanların yedikleri, içtikleri, gezdikleri, arkadaşları, düğünleri, kısacası anıları ve hiçbir zaman bilemeyeceğimiz hikayeleri var.

 

Şimdi bu kayıp fotoğraflara hayat, sözcüklere suret verme zamanı.

Fotoğrafların “acaba”larına hayali bir cevap, bir hikaye arıyoruz. 

Geçmiş hayatlara sahipsiz fotoğraflara yeni hikayeler.

 

Acaba projesinde bu fotoğraflardan ilham alacağını bildiğimiz yazarları kısa hikayeleriyle Tanıdık Yabancılar’a ses olmaya davet ettik. Fotoğrafların yarattığı “acaba” sorularına onlar cevap versin istedik.

Tanıdık Yabancılar’ı bu kez yazarların gözünden görecek, dilinden okuyacaksınız.

 

Talin Azar & Aylin Sayek Beyazıt