6 Mayıs 2022

Bir Katmanbilimcinin Fosil Kayıtları

Esen Kunt

“Nasıl Pavurya bir deniz hayvanının kabuğunda barınırsa ben de içi boşalmış bir kabuk gibi on dokuzuncu yüzyılın içinde öyle barınıyorum, önümde duran kabuğu kucağımda tutuyorum ve ne işitiyorum……..” Walter Benjamin

 

 

Katlar ve kıvrımlarla bezeli evrenin en güzel cesedi olan bu deniz kabuğunun, derin zamanların tanıklığını yapan bu eşşiz fosilin fısıldadıkları ne kadar güvenilirse; katmanbilimcinin fosil kayıtlarına takılı kalanlar zamanın ne kadar eşsiz bir şahidi ise anlatacağım hikaye de o kadar gerçektir. Lakin, kaydını tuttuklarım; kabukların bana söyledikleri kadar şu anda bakmakta olduğunuz ya da gözünüzle dokunduğunuzu tahayyül ettiğiniz- zihninizin en karanlık deltalarında madde ile mananın o garip dolaşıklığında imago dediğimiz şeye usul usul dönüşen fotoğrafın; gösterdiklerinden çok ıskaladıklarının bir şimşek çakması gibi mevcudiyete gelme anından ibarettir. Denizin en derin yerinde bir adamla Nautillus’un karşılaşması ve birbirlerine dönüşmesinin tuhaf hikayesidir. 

…..

 

Kükreyen Kırklar rüzgarları saçlarımı savururken Atike’nin peşinden denize dalıyorum, yavaş yavaş suyun kendisine ve dünyaya dönüşüyorum, suyun maddi imgeleminde yol alırken Atike usul usul kayboluyor. Denizin en karanlığında onu arıyorum. Ansızın karşıma çıkıyor, büyüleyici kabuğunda adeta zaman çatallanıyor, eşsiz spiraline bakıyorum, onu soluyorum: kayıtsız hareketsizliğinde uzay ve zaman sanki yeniden yaratılıyor, beni tekinsizce içine çekiyor. Gecenin zifiri karanlığında gökyüzünde tek bir yıldız ya da takımyıldız gibi parlayan bir Astron’un kristalize ışıklarıyla aydınlanan okyanusun en dibinde göz gibi bakışını bize doğrultmuş bir balina kemiğini ya da kuzey buz denizlerinin eşsiz savaşlarından İstanbul Boğazı’na doğru sürüklenen dikenli barok bir mayının mırıltılarını aşarak denizin içine daha da batıyoruz. Evrenin kıvrımına dönüşen bedenimle hiç bilmediğim bir dilde tekrarlıyorum.

 

“E conshis omnia” “Her şey kabuklardan gelir”…. 

TanidikYabancilarAcaba 42.jpeg
TY background.jpg

Tanıdık Yabancılar

Acaba

 

Bulunmuş fotoğraflar, kendi dünyalarını yaratır. 

Kimsesiz bir fotoğrafı elinize aldığınız anda hayal başlar, merak katlanır.

 

Acaba

Burası neresi?

Mutlular mıydı?

Bu fotoğraf çekildikten sonra onlara ne oldu?

Acaba

Bu fotoğraflar uzun yıllara yayılan bir tutkuyla, dünyanın dört bir yanından toplandılar.

Tek ortak yönleri sahipsiz olmaları.

Bu çok ‘normal’ fotoğraflarda, kim olduklarını bilmediğimiz insanların yedikleri, içtikleri, gezdikleri, arkadaşları, düğünleri, kısacası anıları ve hiçbir zaman bilemeyeceğimiz hikayeleri var.

 

Şimdi bu kayıp fotoğraflara hayat, sözcüklere suret verme zamanı.

Fotoğrafların “acaba”larına hayali bir cevap, bir hikaye arıyoruz. 

Geçmiş hayatlara sahipsiz fotoğraflara yeni hikayeler.

 

Acaba projesinde bu fotoğraflardan ilham alacağını bildiğimiz yazarları kısa hikayeleriyle Tanıdık Yabancılar’a ses olmaya davet ettik. Fotoğrafların yarattığı “acaba” sorularına onlar cevap versin istedik.

 

Tanıdık Yabancılar’ı bu kez yazarların gözünden görecek, dilinden okuyacaksınız.

 

Talin Azar & Aylin Sayek Beyazıt