15 Nisan 2022

Dün
Berin Aral

TanidikYabancilarAcaba 20.jpeg

Masadaki kadehleri sayıyorum. Onlarca kadeh, kimi yarım kimi boş. Yaz sıcağında beyaz şarap en sevileni. Parmağımdaki yüzüğe bakıyorum. Altından halka dönüp duruyor ben oynadıkça. Bir sigara yakıyorum. Neşeli çığlıklar geliyor bahçeden. Herkesin keyfi yerinde. Gecenin en tatlı zamanı, hafif bir rüzgâr esiyor ılgın ağaçlarının arasından, iğdenin kokusu geliyor buram buram. Altında durmuştuk bir dün. Sen bana baktıkça gece güzelleşmişti. Sahil o kadar yakındı ki iğdeye, gökyüzünde tabak gibi bir ay. Efsun demiştin sen, efsunlu bir gecedeyiz. Ensemden yayılan sarhoşluk teninin ılık tadını taşımıştı bana. Yavaşça kapanmıştım gül renkli dudaklarına.

 

Birkaç yıl önceydi ya da birkaç yıl sonra, sen gitmiştin ya da belki gelmemiştin. Ağaç aynı ağaçtı. Denizden esen rüzgârın esintisinde durmuştum bir başıma. Saçlarım beyazlamamıştı henüz. Demek sen. Senin yanakların pembeydi o zamanlar. Öpünce kırmızı. Neşe vardı bir de umut. Sonra rüzgarlar esti, yıldırımlar düştü, yağmurlar yağdı günlerce. Ağacın altında dururken bir çakal uluması duydum. Uzaklardan bir sayıklama. Ben değildim. İğde ağacının dalları yüzümde gezinirken bir hayaldi yemin edebilirdim. Gecenin en karanlık anında dağılıp giden. Bir başka gezegenden bu bahçeye ışınlanan bir hayal. Kimsenin yaşlanmadığı, üzülmediği, kırılmadığı, gençliğin en güzel çağında kaldığı bir hayal.

 

Masada bir başıma oturuyorum şimdi. Şampanyalar patlıyor gökyüzünde. Menekşe renginden bir kızıllık yayılıyor. Gün doğmadan neler doğar diyor biri. İki dünya savaşı bitmiş dünya hala yerli yerinde, inanması güç.

Bir genç kız kadehimi dolduruyor katıksız bir neşeyle. Sen, diyor aşkın ne olduğunu da bilirsin kaybetmeyi de. Aşkını yitirmek ve bunu vakur bir edayla karşılamak takdir görüyorken hala.

İğde ağacının altındaki masada sen gideli şampanyalar sessiz.

Gençliğin ateşi fısıldıyor kulağıma, sen yoksun.

TY background.jpg

Tanıdık Yabancılar

Acaba

 

Bulunmuş fotoğraflar, kendi dünyalarını yaratır. 

Kimsesiz bir fotoğrafı elinize aldığınız anda hayal başlar, merak katlanır.

 

Acaba

Burası neresi?

Mutlular mıydı?

Bu fotoğraf çekildikten sonra onlara ne oldu?

Acaba

Bu fotoğraflar uzun yıllara yayılan bir tutkuyla, dünyanın dört bir yanından toplandılar.

Tek ortak yönleri sahipsiz olmaları.

Bu çok ‘normal’ fotoğraflarda, kim olduklarını bilmediğimiz insanların yedikleri, içtikleri, gezdikleri, arkadaşları, düğünleri, kısacası anıları ve hiçbir zaman bilemeyeceğimiz hikayeleri var.

 

Şimdi bu kayıp fotoğraflara hayat, sözcüklere suret verme zamanı.

Fotoğrafların “acaba”larına hayali bir cevap, bir hikaye arıyoruz. 

Geçmiş hayatlara sahipsiz fotoğraflara yeni hikayeler.

 

Acaba projesinde bu fotoğraflardan ilham alacağını bildiğimiz yazarları kısa hikayeleriyle Tanıdık Yabancılar’a ses olmaya davet ettik. Fotoğrafların yarattığı “acaba” sorularına onlar cevap versin istedik.

 

Tanıdık Yabancılar’ı bu kez yazarların gözünden görecek, dilinden okuyacaksınız.

 

Talin Azar & Aylin Sayek Beyazıt